Sitemizde nelere öncelik verilmesini istersiniz

Eskiyen ve Kullanılmayacak durumda olan Kur'an-ı Kerim

Bir Kur'an-ı Kerim eskir, yırtılır okunmaz hale gelir ve onun zayi olmasından korkulursa temiz bir beze sarılıp üzerine necaset atılmayacak
ve üzerine basılmayacak bir yere tabiri caizse
bir yere müslüman defnedilir gibi defnedilir. Zehira isimli kitapta lahd yapmak
ve toprak atmadan üzerini bir şey ile kapatmak lazımdır.
Kur'ân-ı Kerim eskiyip okunmaz hale gelince yakılmaz.
Buna İmâm-ı Muhammed Şeybani (ra) da işaret etti.
Biz bunu alırız Zahire'de de böyledir.

Kuran-ı Kerimin Muhafazası

Hicr Sûresinin 9. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruluyor: (meâlen) Hiç şüphe yok ki zikri (Kur'an-ı Kerîmi) biz indirdik biz! Onu muhâfaza edecek de biziz!
Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hak, Kurân-ı Azîmüş-Şânın muhâfazasını bizzât üstlendiğini bir çok tekîdle ifâde buyuruyor. Tefsir âlimleri bu muhâfazanın nasıl olacağı husûsunda birkaç vecîh beyân etmişlerdir,

Şöyle ki:

Kuran-ı Kerim okumanı fazileti

Onun lafzını okumak da bir ibadettir Namazda okumak farzdır Kur’ân-ı kerîm okumak ve okutmak çok sevâbdır. Hattâ bunun sevâbı dedelerine, çocuklarına ve torunlarına tesîr eder...
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Hz Cabir (r.a) n rivayet ettiği bir hadiste
Kuran ı Kerim şefaatı makbul bir şefeatçi (şikayeti makbul bir şikayetçi)savunması tasdik olunan bir savunmacıdır.Kim onu,ön planda tutup onun peşinden giderse ,o kişiyi Cennete götürür kimde onu arka planda tutarsa cehenneme götürür

Hazreti Kur'an

Kuran-ı Kerim okumasını biliyormusunuz? Veya içinden kaç süre ezberlediniz?
Veya hiç tefsirini okudunuzmu? Kısaca Kuran-ı ne Kerim bize ne anlatıyor...
Yukardaki yazmaya çalıştığımız sorulara okuyan yani siz cevabını vermişsinidir sanırım
Evet Kuran-ı Kerim hakikatın ta kendisi ve anahtarıdır.Doğruyu ve yanlış olan şeyleri gösterir
Şİfa ve bereket kaynağıdır.Huzur ve mutluluk verir insana.Hastalıklara deva, beşeriyyete manevî bir gıdadır.

Dertlerimize derman Yüce Kitabımızda Allah ile sohbet

Dedim: Çok yalnızım.
Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ
Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205

Takdim ve Te´hir

Tagged:

et-Takdîm; sözlükte fiilinin masdarı olup bir şeyi başka bir şeyin önüne almak manasına gelir.[1]

et-Te´hîr; sözlükte fiilinin masdarı olup bir şeyi sonraya bırak­mak ve bir işi geciktirmek gibi manaları ifâde eder.[2]´

Zikretmek ve Hazfetmek

Tagged:

Zikr, sözlükte; fiilinin masdan olup bir şeyi anlatmak, korumak : ve anmak manasına gelir. Bir Meânî terimi olarak; söylenilmesi lazım ge­len sözün ibarede bulundurulmasıdır.[1]

Hazf, sözlükte; fiilinin masdan olup bir şeyi (sözü) düşürmek, atmak ve zikretmemek manasına gelir. Bir Meânî terimi olarak; söylenil­mesi icab etmeyen sözün ibarede zikredilmemesidir.[2]

İcaz,İtnab ve Müsavat

Bu bölüm; icaz (sözü kısaltma), itnâb (sözü uzatma) ve müsavat (eşitlik) hakkındadır. Akla gelen (zihinde bulunan) bütün mânaları, şu üç şekilde ifâde etmek mümkündür:

A- MÜSAVAT

Müsavat (eşitlik): sözlükte, fiilinin masdarı olup eşitlik ve denklik mânasına gelir.[1]" Bir meânî terimi olarak; kasdedilen herhangi bir mânayı, kendisine eşit miktarda kelimelerle ifâde etmeye "müsavat" deni­lir. Yâni ibare ile mânânın hiçbiri birbirinden fazla olmayacak.[2]

Vasıl ve Fasıl

Tagged:

l- Vasıl: Lugatta; " ulaşmak, ulaştırmak ve bağlamak" mânasına gelir.[1] Istılahta ise; "Sözü oluşturan cümleleri, vâv" harfi ile birbirine atfetmektir (bağlamaktır).[2]

2- Fasıl: Lugatta; "kesmek, iki şeyi birbirinden ayırmak ve uzaklaştırmak" mânasına gelir.[3] Istılahta ise; Bir cümleyi, diğer bir cümleye atfetmeyip onları ayrı ayn zikretmektir. (Yâni arada bağlaç veya bağ-fıil bulunmaksızın kelime ve cümlelerin bir araya getirilmelerine fasıl denilir.)[4]

Kasr (Tahsis Etmek)

Kasr, sözlükte; "hapsetmek" veya "tahsis etmek" mânasına gelir. Nite-kim; bir şeyi kendine tahsîs eden kimseye; denilir. Kendi nefsini Rabbinin ibadetine vakfeden kimse İçin; denilir.[1] Istılahta ise; bir şeyi (kavramı), özel bir tarzda, başka bir şeye tahsis etmektir. Yâni bir şeyin başkalarında bulun­mayıp ancak bir şeyde bulunduğunu söylemektir. Bulunan şeye "maksûr" kendinde bulunan şeye "maksurün ´aleyh denilir.

En meşhur kasr metodlan dört tanedir.

Nida

Tagged:

Nida, sözlükte çağırma mânâsına gelir.[1] Terim olarak; nida, fiili yerinde kullanılan bir edatla, sözü söyleyen kişinin muhatabından ken­disine yönelmesini istemesidir.[2]Nida için şu sekiz edat kullanılır:

Yâ, Hemze, Ey, Â, Ây, Eyâ, Heyâ ve Vâv´dır. Hemze ve Ey yakın mes­afede olanları, diğerleri de uzakta olanları çağırmak için kullanılır.[3]

Temenni

Temenni; lügatte, babından fiilinin masdarı olup bir şeyi istemek mânasına gelir.[1] Istılahta ise temenni; gerçekleşmesi im­kansız olduğu için vukuu umulmayan, fakat sevilen veya istenen bir şeyi arzu etmektir. Yani arzu edilen şey, ya imkansızdır. Veya imkan dairesinde olduğu halde gerçekleşmesi çok uzak bir ihtimal dahilindedir.

(Veya Kısaca Temenni: Bir şeyi arzu etmek ve meydana gelişine hasret çekmektir.)

Temenni için aslında vazedilen kelime "leyte" dir. Bazen, edebî bir gaye için » edatları da temenni için kullanılır.[2]

Me´ânî İlmi

I- Haber (Bildirme) Ve İnşâ (Dilek) Cümleleri
1- Haber Cümlesinin Kuruluş Gayeleri
A) Haber Cümlesinin Söyleniş Gayeleri İle İlgili Misaller:
B) Haber Cümleleri İle İlgili Diğer Bazı Misaller:
C) Haber Cümlesi İle İlgili Bazı Türkçe Misaller:
D) Değisik Manaları İfâde Eden Haber Cümleleri İle İlgili Âyetler:
2- Haber Cümlesinin Çeşitleri
3- Haber Cümlesinin (Durumun Gereğinden Çıkıp) İsik Şekillerde İfâde Edilmesi
B. İnşâ.
1- Emir
2- Nehy (Yasaklama)
İstifham:
B- Diğer Soru Edatları

Beyan İlmi

I. Teşbih (Benzetme)
1- Teşbihin Unsurları
2- Teşbihin Kısımları
3- Teşbihü´t -Temsil
4- Et-Teşbîhü´z-Zımnî
5- Teşbihin Gayeleri
6- Et-Teşbîhü´l-Maklub
II. Hakikat Ve Mecaz
1) Hakikat
2) El-Mecâzü´l-Luğavî
III. İstiâre
1- İsti´âre´nin Rükünleri:
2- İstiâre-İ Tasrîhiyye Ve İstiâre-İ Mekniyye.
İstiare Nevileri Île İlgili Bazı Misaller:
3- İsti´âre-i Asliyye Ve İsti´âre-i Tebe´iyye.
4- İstiâre-i Müreşşeha İstiâre-İ Mücerrede Ve İstiâre-İ Mutlaka.
5- İsttâre-i Temsiliyye.
IV. Mecâz-ı Mürsel Ve Alakaları

Kur´an Edebiyatı

Önsöz.
Giriş
I. Fesahat
II. Belagat
III. Üslûp

BELAGAT

KUR´AN EDEBİYATI

Önsöz

Rahman ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Hamd, o Allah´a mahsustur ki, edebiyatçıların ifâdesi âyetlerinin mâna­larım kapsamaktan ve dilleri onun eşsiz edebî san´atlarmı açıklamaktan âciz kalmıştır.

Araplar içinde en fasîh konuşan, belâğat´m iki tarafı sayılan icaz (sözü kısaltma) ve itnâbı (sözü uzatma) bilen Peygamberimize, doğru yolu gösteren, hakikata, mecazı katan onun âlına ve ashabına salât ve selâm ol­sun.

Bedi´ İlmi

Müktezâyı hale (yerine ve adamına) uygun sözlerin süsleme tarzlarıyla ilgili bilgileri öğreten ilme «Bedî´ ilmi» denilir. Bu süsleme tarzlarının bir kısmı, mânâ ile ilgili güzelleştirmeler olup bunlara manevî güzelleştirici san´atlar denilir. Bir kısmı da lafızla ilgili süsleme san´atlandır. Bunlara da lafza ait süsleyici san´atlar denilir. [1]

I. Mânâ İle İlgili Süsleme San´atları

Beyan İlmi

Beyân ilmi; Teşbih, mecaz ve kinaye (v. s.)´de.n bahseden bir ilimdir. [1]

İ. Teşbih (Benzetme ):

Me´ânî İlmi

Bu ilim, muktezâ-yı hâl´a göre söylenen arapça sözlerin durumu, kendisi vasıtasıyla bilinen bir ilimdir. Durumun değişmesiyle kelâmın şekilleri de değişir. Bunun bariz bir örneği Yüce Allah´ın şu âyetinde görülür:

« Bilmiyoruz, yeryüzündeküere kötülük mü? murad edildi yoksa Rabbleri onlara bir hayır mı diledi?»[1]

Belagat İlmi

I. Fesahat

Fesahat: lugatta; açıklama ve ortaya koyma mânasını ifâde eder. Çocuk, açık ve seçik bir şekilde konuştuğunda denilir.

Istılahta ise; fesahat, kelimede, kelâmda ve mütekel-limde bulunan bir vasıftır.

1- Kelimenin fesahati: Kelimenin tenâfür-i huruf-tan, kıyâs´a aykırı olmaktan ve garabetten salim olma­sıdır.

Belagat ( Mütercimin Önsözü )

Arap Edebiyatı Bilgi Ve Teorileri

Rahman ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Allah´a hamd. Peygamberimiz Hz. Muhammed´e salât ve selam olsun.

Yüce kitabımız Kur´ân-ı Kerîm, insanların hidâyeti için gönderilmiş bir kitap olmakla birlikte aynı zamanda bir edebiyat şaheseridir. Onda, hakikat, mecaz, kinaye, istiare, teşbih, bedî´ ve diğer edebî san´atlar vardır. Bu san´atları ve dolayısıyla Kur´ân-ı Kerîm´i anlamak için «Belagat» ilmini bilmek gerekir.

Bibliyografya

ABDUH Muhammed, Risaietü´t-Tevhicl 9. Basım. H. 1357

eİ-ALÛSÎ, Ruhu´l-Meanî fi tefsiri´l-Kur´ani´l-Azîtn ve´s-Seb´il-Mesânî, Kahire,

(tarihsiz). ARTHUR Jeîfery, Materiais Forthe History of the Koran, İntroduction â RĞ-

tidion des (Massâhif d´ibn abi-Dâwûd) Leyde, 1937

el-BAKILLANÎ, İ´cazu´l Kur´an, Kahire, 1349

BAUER H., Uber Die Anodmung der Suren and Uber die geheirhnisuellen

Buchstabenim Coran, Dans ZDMG, LXXV, Leipzig, 1921 BEDRU´L-MÜTEVELÜ, Abdu´l-Bâsıt, Muhâdarâtun fî usûli´l-Fıkh alâ Mezâ-

Sonuç

İşte budur Kur´an: Ona ne uydurma bir iftira ve ne de yalan karışmış­tır. Ne şairin hayalleri ve ne de edîbin boş yaldızlı sözleri vardır onda. O, fesahat sahiplerinin sözlerine de benzemez. Akıllara hayret veren eşsiz bir üslûba sahiptir. Vahyedilen bir vahiydir O. İnen bir tenzildir. Rabbânî bir hi­dayettir. Peygambere bir ültimatom olarak gelir ve ona emreder. Bir defa olsun, diğer insanlar gibi bir insan olan bu Arap Peygamberin şahsıyla ka­rışmamıştır.

Tefsir ve İ´caz

Tefsir Doğuşu Ve Gelişmesi
Kur´an?ın Kur´an?la Tefsiri
Kur´an´ın Mantük Ve Mefhumu.
Nass Ve Zahir
Kur´an´da Teşbih Ve İstiare
Mecaz Ve Kinaye
Kur´an´ın Ahenginde İ´caz

Tefsir Doğuşu Ve Gelişmesi

Kur´an İlimleri

Kur´an İlimlerine Tarihi Bir Bakış
Nüzul Sebebleri
Mekki-Medeni
Sûre Başlangıçlarına Kısa Bir Bakış
Kıraat İlmi Ve Kur Raya Kısa Bir Bakış
Nasıh Ve Mensuh
Kur´an’ın Resmi
Muhkem Ve Müteşabih

Kur´an İlimlerine Tarihi Bir Bakış

Kur´an ve Vahiy

Kur´an´ın İsimleri Ve Bu İsimlerin Türetildiği Kökler

Allah Teâlâ vahyine, gerek bir bütün ve gerek parça parça olarak, Arabların sözlerine verdikleri isimlerden farklı isimler seçmiş [1] ve bu isimlerde, kelimelerin ihtiva eîiği sırtarla kök manalarını gözetmiştir. Bun­lar arasında ise Kitab ve Kur´an isimleri şöhret bulmuştur.

Kur´an Tarihi

Kur´an´ın Cem´i Ve Yazılışı
1- Rasulüllah (S.A.V.) Döneminde Kur´an´ın Yazılarak Cem´i
2- Hz. Ebû Bekir Döneminde Kur´an´ın Cemi
3- Hz. Osman Zamanında Kur´an´in Cem´i
Hz. Osman Mushafları Hareke ve Tezyin Döneminde. 1
Yedi Harf

Kur´an´ın Cem´i Ve Yazılışı

İlahî rahmetin insan aklına en büyük armağanı: Kur'an

Bütün bir sene Kur'an'dan uzak kalmış olanlar bile Ramazan'ın nûrefşân ikliminde ciddi bir susamışlık içinde Kelam-ı İlahî'den kevser yudumlamaya koşarlar. Çünkü bu gufran ayında, yaygın olarak her yerde yapılan bir âdet de mukâbeledir. Kur'an'ın Allah tarafından indirildiği şekilde korunması, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbit edilmesi ve bunun kontrolü için Hazreti Cibril (aleyhisselam) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz'e gelirdi. Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehaya) Kur'an âyetlerini Cibril Aleyhisselam'a okurdu ve sonra da onun okuyuşunu dinlerdi.

Kur'an-ı Kerimde zikredilen dualar

Ey Allah'ım!

Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.Bize doğru yolu göster.Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.

Ey Rabbimiz!
Bizi sana boyun eğenlerden kıl,neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar.Bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et.Zira tövbeleri çokça kabul eden,çok merhametli olan ancak sensin.

Ey Rabbimiz!
Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla, lütfü en bololan sensin.

Son yorumlar

Anket

İçeriği paylaş