Prof. Dr. Alaaddin Başar

Kuran-ı Kerimin mucize olduğu ve bir harfinin dahi değiştirilemeyeceği

Bilindiği gibi kelimeler manalara, edebî sanatlara zarf olurlar. Esas olan manadır, sanattır. Hepimiz Türkçe bildiğimiz halde kendi öz dilimizle yazılmış bir edebî şaheserin benzerini niçin yazamıyoruz. Demek ki, hüner kelimelerde değil onu çok iyi kullanan ediplerin ilminde, sanatındadır. Arapça’nın Kur’an hakikatlerinin ifadesinde müstesna bir özelliği vardır. Özelikle kalp ve his alemine ait kelimeler onda çok zengindir.

Kur’ân okumasını bilen birisi okuyanı takip etmekle, bilmeyen de sadece dinlemekle Kur’ân-ı Kerimi hatmetmiş olur mu?

“Bazıları Kur’ân’ı hatmetmenin sadece bizzat okumakla olabileceğini söylüyorlar.”

Kur’ân mukabelesi âdeti ilk olarak Peygamber Efendimizle (a.s.m.) Hz. Cebrail’in Kur’ân’ı karşılıklı okumaları, birisinin okuyup diğerinin dinlemesi tarzında başlamıştı. Hadiste Peygamberimizle (a.s.m.) Hz. Cebrail’in Kur’ân mukabelesi için “Fe-yüdârisuhû” ifadesi kullanılır. Bu ibareyi Buharî mütercimi Aynî şöyle açıklar:

Son yorumlar

Anket

İçeriği paylaş