İslâm Hukuku'nun Aslî Kaynaklarından İlki: Kur'ân

Tagged:

Halis ECE

İslâm hukukunun asli kaynaklarından ilki:

KUR’ÂN–I KERİM

Fıkıh usûlüne dâir ilimler ıstılâhında, “Kitap” adıyla da anılan Kur’ân-ı Kerim’in târifi şöyledir:

“Allah Teâlâ’dan Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Arapça olarak indirilmiş, ondan bize tevâtür(1) yoluyla nakledilmiş, Mushaflar’da yazılı, okunması ile ibâdet edilen, beşerin benzerini getirmekten âciz kaldığı, Fâtiha sûresi ile başlayıp Nâs sûresi ile sona eren nazm-ı İlâhî’dir.”

Aslında Kur’ân-ı Mecîd’in târife bile ihtiyacı yoktur. Zira Kur’an denilince ne kastedildiğini hemen herkes bilir. Ancak Usûl-i fıkıh âlimleri; namazda neyin okunmasının câiz olup olmadığı, hüküm istinbâtında (ortaya koymakta) neyin kaynak sayılıp sayılmayacağı, neyi inkâr edenin küfre girip girmeyeceği belli olsun diye, “Kitâb”ın târifi üzerinde hassâsiyetle durmuşlardır.
***

İNZÂL VE TENZÎL

Kur’ân-ı Kerim, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in peygamberliği süresince, Cibrîl-i Emîn vâsıtasiyle 23 yılda, sebepleri ortaya çıktıkça peyderpey, yavaş yavaş, sûre sûre, âyet âyet tedrîcen indirilmiştir. Buna “tenzîl” denir. Allah Teala, “Muhakkak ki O (Kur’an) âlemlerin Rabb’inin tenzîldir (O’nun indirmesidir)” (10) buyurmuştur. 13 yıl kadar süren Mekke devrinde, daha çok inançla alâkalı mevzûlar, şirkle mücâdele ve ibretli kıssalar ağırlıkta olmak üzere Kur’ân’ın üçte birinden az eksiği inmiştir. Bir de “inzâl” vardır ki, o da Levh-i Mahfûz’dan, semâda meleklerin kıblesi olan Beytü’l-İzze’ye (ki buna, Beytü’l-Ma’mûr da denir) topluca indirilmesidir.

Milâdî 622 yılında Mekke’den Medîne’ye hicret vuku’ bulmuş, şer’î hükümlerle alâkalı âyetler daha çok orada inmiştir. Bir yandan ibâdetler, cihad, âile, mirasla alâkalı hükümler; diğer yandan da cezâ, muhâkeme usûlü, muâmelât ve devletlerarası münâsebetlerle ilgili esaslar burada nâzil olmuştur. Çünkü artık Medîne’de bu hükümleri tatbik edecek bir İslâm Devleti vücuda gelmiştir.
***

Kur’ân-ı Hakîm, Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.), bir benzeri ortaya konulamayan en büyük mûcizesidir. Nitekim şöyle buyurmuşlardır:

“Hiçbir peygamber yoktur ki, insanların kendisine inanmasına vesîle olacak bir mûcize verilmiş olmasın. Bana verilen en büyük hârika da, Allâh’ın bana vahyettiği Kur’an’dır.”(2)

Cenâb-ı Mevlâ-yi zû’l-Celâl, inkârcıların, Kur’ân’ın benzeri bir tek sûre bile meydana getiremeyeceklerini şöyle beyan etmiştir:

“Eğer kulumuza (Resûlümüz Muhammed’e) indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin; şayet iddiânızda sâdıksanız, Allah’tan gayri şâhitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın.”(3)
***

KUR’ÂN’A NAZÎRE YAZMAYA KALKIŞAN BEDBAHTIN PERİŞAN HÂLİ

Aradan 15 asır gibi bir zaman geçmesine rağmen, bu meydan okuma devam etmektedir. İnkârcılardan ise, henüz cevap veren birileri çıkmamış ve bundan sonra da şüphesiz ki çıkmayacaktır.

Ebû Muhammed bin Müslim en-Nahvî (rh.)anlatıyor:

Bir mecliste, Kur’an’ın mû’cize olması mevzuunu konuşuyorduk. Aramızda bulunan birisi,

“Kur’ân, dil ve edebiyat bilenler nazarında mû’cize değildir. Bunu göstermek için ben üç gün zarfında onun bir sûresine nazîre yazacağım, dedi ve bunu yapmak üzere kalkıp gitti. Üç gün sonra kendisi gelmeyince, biz onu görmeye gittik. Evine girdiğimizde onu, mürekkepli kalemi beyaz kağıt üzerinde tutmuş bir halde, duvara dayanıp ölmüş olarak bulduk.”

Cenâb-ı Hak, Kelâm-ı Kadîm’ine nazîre yapmaya kalkışan bir küstahı böyle cezalandırmış, bunun mümkün olmayacağını ona ve onun gibi düşünenlere bu şekilde göstermiştir.

Diğer semâvî kitaplardan her biri muayyen bir kavme, belli bir zamana mahsus olmak üzere o devrin peygamberlerine verilmişti. O bakımdan geçmiş peygamberlerin peygamberlikleri bu devirde devam etmediği gibi, kitapları da hükümsüzdür. Onlar, kendi zamanlarında peygamber idiler. Kur’ân-ı Kerim gelmekle hükümleri kalmamıştır. Bugün fiilen peygamber ve kıyâmete kadar da peygamberliği devam edecek olan sadece Resûlüllah (s.a.v.) Efendimizdir. O, nebîlerin ve resûllerin sonuncusudur.

Şu anda Kur’an’dan başka semâvî hak bir kitap yoktur. Önceki inen semâvî kitaplar, o peygamberler zamanında hak idi. Ancak Peygamber Efendimizin ve Kur’ân’ın gelmesiyle onların hükümleri de sona ermiştir. Bunun böyle olduğuna inanmak gerekir. Hükümleri kalkmış olan, Kur’ân’ın dışındaki bu kitapların da hâlen geçerliliğini sürdürdüğünü kabul edip hak olduklarını iddia etmek küfre sebeptir.

Kur’ân-ı Kerim topyekûn insanlık âlemine ve bütün asırlara mahsus olmak üzere peygamberlerin sonuncusu olan Efendimiz’e (s.a.v.) inzâl buyrulmuştur. Ve kıyâmete kadar bütün beşeriyeti bir iman ve İslâm kardeşliği, bir selâmet ve saâdet dairesinde toplanmaya dâvet etmektedir.
***

NAZMI İLE İBÂDET, MÂNÂSI İLE AMEL EDİLEN KİTAP

Kur’ân-ı Kerim öyle bir İlâhî kitaptır ki, onun nazmı (lafzı) da mânâsı da Allah’tandır. Nazmı ile ibâdet edilir, mânâsı ile amel edilir, böylece Hakk’ın rızâsı kazanılır. Ona ve herhangi bir âyetine abdestsiz olarak el sürülemez.(4) O, hiçbir kitâba benzemez; mânâsını hiçbir kimse değiştiremez. Nazmının yerine başka bir lafız konulamaz ve hiçbir tercüme de Kur’an hükmünü alamaz.

Kur’ân-ı Kerim, edebî bir mûcizedir; beyan üslûbu, fesâhat ve belâgati (dil ve edebiyat yönünden) eşsizdir. İfadelerinde öyle bir akıcılık vardır ki, Arap lisânında bir benzeri yoktur. Binâenaleyh edebî üstünlüğü münâkaşa götürmez derecede açıktır.

Kur’ân-ı Kerim’in, münkirlerin inkârı ile fazîlet ve şerefinden herhangi bir şey eksilmez. Zaman ve mekânın değişmesiyle o değişmez. Onda tahrif, tağyir ve tebdil (bozma, eksiltme ve değiştirme) aslâ mümkün olmadığı gibi, ilâve de yapılamaz. Bu hususu bizzat Mevlâmız şöyle açıklıyor:

“Kitap kendilerine gelince, onlar onu inkâr etmişlerdir; oysa o değerli bir kitaptır. Geçmişte ve gelecekte onu geçersiz kılabilecek (bir güç) yoktur. O hikmet sahibi ve övülmeye lâyık olan Allah’tan indirilmiştir.(5) Kur’ân’ı muhakkak ki biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”(6)
Kur’ân-ı Kerim’in her bir âyeti, “Ve innâ lehû lehâfizûn” (Elbette onu biz koruyacağız) sırrına sahiptir. Kıyâmete kadar Hz. Mevlâ’nın himâyesi altındadır. Diğer semâvî kitaplarda olduğu gibi değişme ve bozulma ihtimâli yoktur.

Geçmiş milletlere âit en sağlam bilgiler Kur’ân-ı Kerim’dedir. Kezâ gelecekle alâkalı en doğru haberler ondadır.

İnsanoğluna hem dünyasını hem âhiretini öğretip, iki cihanda saâdet ve selâmette olması için, yapması ve kaçınması gerekenleri bildiren yegâne kitap odur.

İnsanlığın muhtaç olduğu ve olacağı bütün hükümler ana hatlarıyla Kur’an’da yer almıştır. Ameller-ibâdetler, hayatın bütün yönleriyle alâkalı ahlâkî esaslar; hukuk, iktisat, idare, âile, kadın ve çocuklarla ilgili hükümler...

Hâsılı, fert ve cemiyetin ihityacı olan bütün temel esaslar Kur’ân-ı Kerim’de mevcuttur; Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in sünnetleri ile de bunların tatbikat şekli ve şartları belirlenmiştir. Hiçbir kimseden ve hiçbir yerden okuma-yazma öğrenmemiş, ilim tahsili yapmamış bulunan ümmî bir peygambere indirilen bir kitapta, böylesine geniş bilgilerin bulunması, şüphesiz ki onun Allah kelâmı olduğunun en bâriz delilidir.

DİPNOTLAR
(1) Tevâtür, kelime olarak ağızdan ağıza yayılma, kuvvetli ve yaygın haber demektir. Mütevâtir haber de, yalan üzerine ittifakı düşünülemeyen bir topluluğun verdiği haberdir. (Ömeru’n-Nesefî, Metnü Akâid, 2)
(2) Buhârî, Sahîh, Fezâilü’l-Kur’ân, 1.
(3) Kur’ân-ı Kerim, Bakara sûresi, 2/23.
(4) “Ona (o Kitab’a) ancak temizlenenler dokunabilir.” (Vâkıa sûresi, 79) Âyette geçen “kitab”ın elimizdeki Mushaf olduğunu ifade eden âlimler, Kur’ân’ın abdestsiz ele alınamayacağına hükmetmişlerdir. Fakat ezbere okunabilir. Cünüp olan kimse ise, Kur’ân’a el süremediği gibi, ezbere de okuyamaz. Bu mesele fıkhî bir mesele olmasına rağmen, ehemmiyetine binaen bazı âlimler, “Abdestsiz olanın Mushaf’a dokunması haramdır” diyerek akâid kitaplarına dahi almışlardır. (İzzüddîn Abdülaziz b. Abdüsselâm es-Sülemî, el-Akâid, Beyrut/Lübnan, 1414/1993, s. 9)
(5) Kur’ân-ı Kerim, Fussılet sûresi, 41/41-42.
(6) Kur’ân-ı Kerim, Hıcr sûresi, 15/9.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

Anket