ve
Kur’ân-ı Kerim’i yazarken ve basarken nelere dikkat etmeli?
Kur’ân-ı Kerim vahiy yoluyla Peygamber Efendimize (a.s.m.) gelişinden itibâren günümüze kadar bütün Müslümanlar tarafından büyük bir tâzim ve hürmet içinde muhafaza edilmiştir.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) zamanında Kur’ân âyet ve sûreleri o devirde mevcut en sağlam ve kalıcı maddeler üzerine yazılır, kaydedilirdi. O zamanlar kâğıt bol miktarda mevcut olmadığından ceylan derisine, ipek bez üzerine hurma yaprağına, ağaç kabuğuna,..., yazılıyordu.
KUR’AN-I KERİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMEK
Kur’an okumasını öğrenmek ve öğretmek bütün müslümanların vazifesidir. Peygamber Efendimiz “Kalbinde Kur’andan en küçük bir şey bulunmayan kimse harap bir ev gibidir.” buyuruyor.
Her müslümana namazı sahih olacak kadar Kur’an-ı Kerimden ezberlemesi farz-ı ayndır. Diğer kısımlarını ezberlemek ise farz-ı kifayedir.
Kur'an'da kıssa ve hadiselerin tasviri
Kur’ân-ı Kerim’de pek çok gerçek kıssa ve hâdise tasvir yoluyla anlatılmaktadır. Biz bunlardan “Tûfan” kıssasını nakletmek istiyoruz.
Biliidiği gibi Nûh Peygamber (a.s.), çağırdığı hak dine katılmayı reddeden kimseleri terkederek, Allâh’ın emriyle yaptığı gemisine, kendisine inananlarla birlikte biner. Ne çare ki, dâvetini kabul etmeyenler arasında bir oğlu ve hanımı da vardır. Dilerseniz hâdisenin safahâtını Kur’an’dan dinleyelim:
Kur'an'da müteşâbih âyetler ve mukattaa harfleri
MÜTEŞÂBİH NE DEMEKTİR VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER HANGİLERİDİR?
Müteşâbih kelimesi lisâniyat/dilbilgisi bakımından (etimolojik olarak) Arapça “şebih” lafzından meydana gelmiştir. Şebih, renk adalet ve zulüm gibi keyfiyet-vasıf-mahiyet (nitelik) yönünden çeşitli benzeşmeler için kullanılır. İki şeyin aynı seviyede benzeşmelerine “teşâbüh”, fark edilemeyecek şekilde keyfiyet bakımından birbirine benzeyen şeylere de “müteşâbih” denir.(1)
Kur'an'da Cennet ve Cehennem ehlinin tasvirleri
Kur’ân-ı Kerim insanlara mukayese yani karşılaştırma yapabilme imkânı verecek bir üslûp ile inzâl buyurulmuştur. Meselâ, bu âyetlerden birkaçını ele alalım... Oralarda, gerek cehennem ve gerekse cennet ehlinin hâlleri şöyle beyân olunmaktadır:
“O inkâr edenler, bölükler hâlinde cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, (cehennemin) kapıları açılır, bekçileri onlara;
— Size içinizden Rabb’inizin âyetlerini okuyan ve bu güne kavuşacağınızı ihtâr eden peygamberler gelmedi mi? derler. Onlar da,
Son yorumlar
6 hafta 18 dakika önce
6 hafta 2 saat önce
6 hafta 22 saat önce
6 hafta 22 saat önce
7 hafta 2 gün önce
8 hafta 4 gün önce
13 hafta 2 gün önce
20 hafta 2 gün önce
20 hafta 2 gün önce
25 hafta 2 gün önce